12 Kasım 2011 Cumartesi

Neden küfrettiler?



Futbolcu-Tribün arasındaki iletişim kültürü üzerine.



Küfür ve hakaret sadece sözlü olarak gerçekleştirilen bir eylem değildir. Bu kimi zaman bir hareket, bir davranış ve yüzde beliren alaycı bir tebessüm olabilir.

Futbolcu-Tribün arasındaki iletişim metotlarına baktığımızda taraftarların elbette sahadaki futbolcuya maç esnasında söylemek istediklerini iletme yolunda pankart ve tezahürat gibi çok daha geniş imkanları vardır. Ancak unutulmaması gerekki bir taraftarın bunu başarması oldukça zordur ve sahadaki futbolcuya tribünlerin bir mesaj gönderebilmesi için bir organizasyon gerekmektedir. Bu mesaj bir sevgi gösterisi de küfür de olabilir.

Futbolcunun maç esnasında tribünle iletişimi ise daha çok görsel hareketlerle gerçekleştirme imkanın sahiptir. Futbolcunun vereceği mesaj da bir sevgi gösterisi veya küfür olabilir.


Tribünlerin futbolculara vermek istediği mesaj yüzlerce, binlerce kişinin hep bir ağızdan söylediği hergün kullandığımız kelimelerden oluşan tezahüratlarla zaten son derece açık ve nettir. Bunun üzerine uzun uzun konuşmaya gerek yok.

Futbolcuların maç esnasında, öncesinde veya sonrasında tribünlere göndermek istediği mesajları açıkça anlayabilmek ve tekrar hatıralayabilmek için yaptıkları jest ve hareketlerin bir kod açılımını yapmak gerekirse:


 Maç önesi veya sonrası tribünlere çağrılan oyuncunun yaptığı en çok yaptığı hareketlerden birisi. İsmi söylenen futbolcu maçtan önce geliyorsa taraftara üçlü adını verdiğimiz hareketi üç kere havayı yumruklayarak yapar. Sonra alkışlar ve sağ elini sol göğsüne vurup sol kolunu kaldırarak tribünleri selamlar.

Anlamı: Evet ben de sizi beni sevdiğiniz kadar seviyorum. Ve bu hislerimde samimi olduğumu göstermek istiyorum.



Bu da bir diğer sevgi gösterisidir. Genellikle kazanılan maçtan sonra yapılır. Maçın bitiş düdüğüyle beraber soyunma odasına gidilirken tribünlerin önünden geçerken iki kol da havaya kaldırılır ve havada alkış yapılır.

Anlamı: Bu galibiyet bizi de çok mutlu etti. Desteğiniz için teşekkürler iyi ki varsınız.  
 

 Türkiye'de Bülent Uygun'la özdeşleşmiş bir gol sevinci. Golden sonra tribüne koşulurken asker selamı yapılır.

Anlamı: Gol için mutluyuz. Ama son günlerde yaşanan terör eylemlerinde hayatını kaybeden askerler için bizde üzüntü duyuyoruz.




Gol sevinçlerinden birisi. Tribünlere koşarken bir kez veya birkaç kez kulübün arması öpülür.


Anlamı: Ben bu takımı seviyorum. Bu takımın çocuğuyum.



 

Peki Fenerbahçe-Galatasaray maçında Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan Demirel'in yaptığı bu hareketin vermek istediği mesaj ne olabilir? 11 Kasım 2011 tarihinde oynanan Türkiye-Hırvatistan karşılaşmasında Galatasaraylı taraftarların çoğunlukta olduğu tribünden sözlü küfürlerin sebeplerinden birisi Volkan'ın bu hareketiyle vermeye çalıştığı mesaj olabilir mi?

Profesyonel futbol

Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en antipatik en sevimsiz oyuncusu desem yanlış olmaz herhalde. Galatasaraylılar kendisini bir ara seviyordu. Tam olarak sevemese de. Çünkü o çocukta bir gariplik vardı ve bunu hissediyorlardı. Avrupa'da oynadığı dönemde Süper Lig'de eksikliği hiç ama hiç hissedilmedi. Fenerbahçe'ye geldiğinde ise Galatasaraylılar kendisinden haklı olarak nefret etti. Fenerbahçeliler hala ısınamadı ve hiçbir zaman ısınamayacak. Emre Belözoğlu'na Galatasaraylılar başta olmak üzere gösterilen tepkinin tek bir nedeni olsa gerek o da Fenerbahçe'ye transfer olması.
Emre Belözoğlu'nun Fenerbahçe'ye transfer olması bir anda Avrupa'da Türkiye'yi temsil eden haşare ve ortalama oyuncu profilinden kendi deyimiyle "orospu evladı" yapmıştı.

"Profesyonel futbolda bu gibi şeyler olabilir. Sonuçta o da bu işten para kazanıyor" gibi savlarla bu durum tartışılabilir ama burada atlanılan önemli bir nokta var. Evet futbolcular profesyonel ama taraftarlar değil. Emre Belözoğlu birkaç yüzbin euro için Fenerbahçe'yi tercih etmiş olabilir ama taraftar bunu umursamaz. Çünkü taraftarın müşteri olma aşamasına doğru gittiği bu süreçte taraftar henüz istenildiği gibi bilinçli bir tüketici değildir. Galatasaray taraftarı Fenerbahçe'nin biletlerinde indirim yaptığı için gidip Fenerbahçe'yi desteklemez. Beşiktaş taraftarı Fenerium'da daha ucuz diye Fenerbahçe markalı atkı almaz. Ve bu gibi tercihleri ekonomik sebeplere bağlı olarak yapmamalarını futbolculardan da bekler. Futbolcuların onların tuttuğu takım için canını dişine takmasını ve onların da o takımın taraftarı olmalarını ister.
Galatasaray taraftarının Emre'nin Fenerbahçe'ye transfer olması kendisinden ölesiye nefret etmeleri için yeterinden fazla bir sebeptir.
Fenerbahçeliler'le arkadaşlık yapmayan, aynı ortamda bulunmayan, maçlardan önce dışarıda bıçak çeken, satırla Fenerliler'i kovalayan, maçta en yüksek desibelde küfür eden, küfür yiyen bir Galatasaray taraftarı yıllarca kendince haklı nedenlerle savaş verdiği, taraftarının kendisine "Katil" diye bağırdığı Fenerbahçe'ye giden Emre Belözoğlu'na nasıl olur da "profesyonel futbolda böyle şeyler var" diyip küfür etmez.

Emre ile Galatasaray tarafarı arasında bu küfürleşme Emre futbolu bırakana kadar sürecek. Artık bunu normal karşılaşmak lazım.

14 Nisan 2011 Perşembe

Anadolu tribünleri #4

Zonguldakspor

Günün Linkleri 14/03/11


  • Adana Demirspor 2. Başkanı rahatlama ihtiyacı duyuyor (Adanafutbol)
  • Klukowski de Ankaragücü'nden firar etti (Akşam)
  • Galatasaray'da forvet gençlere emanet ediliyor (Fanatik)
  • Ersan: Ya Beşiktaş ya Bank Asya (Fanatik)

12 Nisan 2011 Salı

Takım otobüsleri #4

Gaziantpespor

Günün Linkleri 12/4/2011

Sevimli Sandıklıspor taraftarı

  • Kaleci Korcan: "Rüştü ağabey bıraksa da sıra bize gelse" (Best Fm)
  • Menemen Belediyespor maddi zorluklara rağmen başarısını sürdürüyor (Sporx)
  • Çarşambaspor 3. Lig'e çıktı (Sporx)
  • En sakin Sandıklıspor taraftarı (Gazete 3)
  • Küçükçekmecespor da 3. Lig'e çıktı (İstanbul Amatör)

11 Nisan 2011 Pazartesi

Zitouni AA'ya transfer oldu

Antalyasporlu Ali Zitouni Anadolu Ajansı Müzesini gezmiş ve Osmanlıca belgeleri incelemiş.